BERGEN

SEN AFFETSEN BEN AFFETMEM

32 yıl öncesine neden gittik? Ölümü yeniden neden etkiledi bizi? Eğer evrenin muazzam işleyişine inanıyorsak bir sebebi olmalı, sizce de öyle değil mi?

Çoğumuz hayat hikayesini bilmiyordu, bu kadar derinlemesine. Yaşadığı trajedi ve bir de üzerine sanatçı olması, göz önündeyken tanıklık edilmesi miydi bizi etkileyen?

Bir çok yerde doğum haritasıyla ilgili bilgiler öğrenip gelmiş olabilirsin, Bilge Kuş. Biz seninle başka yerden bakmaya çalışalım gel: “Neden şimdi ?”

“Bergen” filminin proje olarak ortaya çıktığı tarih 2018. Serenay Sarıkaya’nın ifadelerinden bunu anlıyoruz. Birçok nedenden dolayı ertelendi, ardından 2020’de Covid-19 salgını nedeniyle çekim tarihi yine ertelendi. Ve başrol oyuncusu 2,5 senedir hazırlandığını söylediği projeden ayrıldı.

Farah Zeynep Abdullah projeye dahil oldu. Ve 14 Ekim 2021 çekimlerine başlandı. 2 Mart 2022 tarihinde galası yapıldı. Peki bunca detayı neden bilmemiz gerekti? Çünkü Bergen’in doğum haritasında önemli bir yer tetiklenmişti, bu yıllarda.

Hayatımızda 27-30 ile 57-60’lı yaşlarda iki buçuk-üç sene, Satürn döngüsü yaşarız. Bu döngü zordur, yani doğduğumuz andaki pozisyona geri döner, bizi yeniden şekillendirir. Bergen’in ölüm anı haritasında (ona birazdan değineceğim) Satürn döngüsü yaşadığını görüyoruz. Ve 2018 yılında proje ortaya çıktığında yaşamış olsaydı, 59 yaşında olacaktı. Zamanında bitebilseydi proje tam 60 yaşındayken gösterime girecekti. Kendi haritasında Satürn retro, muhtemel projede Satürn retro döneminde ortaya çıktı. Gecikmesinin nedeni de aslında kendi haritasındaki retrolar. Evrende gecikme yok, artık bunu çok iyi kavradık. Zamanı şimdiydi, pandemiyi atlatmamız gerekti. Değeri daha çok anlaşılacaktı. Ben de uzun zaman sonra ilk kez gittim, sinemaya ve çok çeşitli yaş gruplarından insanların büyük merakla izlemeye geldiklerine şahit oldum.

23 Aralık 2021’de ilk Teaser’i yayınladı, o günde Plüton ve retro Venüs, Merkür Oğlak burcunda yan yanaydı. Venüs, kadını simgeler. Oğlak’ta retro ve Plüton’un yanında olması; geçmişten gelen eskiye ait krizli ve ciddiyetle üzerinde durulan bir kadının hikayesini anlatacağını söyler, bize.

Film nihayet 4 Martta gösterime girdi. Gala gösteriminin haritasını inceledim. Belgin’in “BERGEN” olarak yeniden 32 yıl sonra doğumu. İnsan hatırlandıkça ölümsüzleşir, bu filmde onun yeniden hiç tanımadığı insanlarla ve dünyayla buluşturdu. Belki de barışmasını sağlayacak.

BERGEN FİLMİ

Zamanlama muazzam, Balık Yeniayında hem de. Galasının yapıldığı an haritası yukarıdaki harita. Ve aslında ne çok şey anlatıyor. Bizi halk olarak derinden etkiledi. Sarsıldık, kitleler olarak gittik ve gidiyoruz. Kadın, erkek, yaş almış, o zamana tanıklık etmiş. Ya da hiç bilmemiş, dinlememiş şarkılarını… İnsanlar onu tanımaya, hikayesini izlemeye gidiyor.

Balık; kurban olmayı anlatır bize Ve Jüpiter olayları büyütür. Neptün ise bağımlı kılar, kurban eder, bana kendini feda et, der. Altıncı evde olması; izleyeceğimiz hayatın içinde hastanelerin olacağını, kendini günlük yaşam içinde defalarca feda eden bir kadını, hizmet etmeyi, emek vermeyi sevdiğini, verimliliğini de söyler bize.

An haritasında Terazi Burcu yükseliyor. Adaleti yeniden sorgulamaya başladık. Gerçekten işlenen suçların cezası verilmiş miydi? Ve Kozan’da filmin gösterime girememesi, sinema birliklerinin ve halkın tepkisine yol açtı. Uranüs’ün krizler evinden verdiği destek ise hayatının aniden ve şaşırtıcı biçimde, kadersel bir etkiyle son bulacağını anlatıyor.

Venüs, kadının evrensel temsilcisi; Plüton ve Mars ile yan yana ve Oğlak Burcu’nda. Eskiye ait olanın, dönüşüm hikayesi. Can acıtan, geçmişte kalanın dönüşümü. Krizlerle dönüşenin, geleceğe gidebilmek için arınması gerekliliğini söylüyor, ay düğümleriyle olumlu enerjiler yaparak.

Satürn ve Merkür Kova burcunda kavuşumda. Donduk kaldık değil mi, izlerken? Eskiyi, sistemi anlamaya çalışırken? Özgür olmak isteyenin, kısıtlandığı hayat hikayesine tanık olurken neler geçirmedik ki aklımızdan?

Mars, Venüs ve Plüton gezegenleri(transitte şu an gökyüzünde olan) Bergen’in doğum haritasındaki 22 derece Yengeç güneşinin karşısında. Yani onun hikayesini dönüştürmeye devam ediyor. Yarım kalan ve eskide kalan, aslında tam da bize ait, aile kurmak isteyen, korunmaya ihtiyaç duyan; Yengeç güneşi… Babayı arayan, onu kendinden başka yerlerde bulmaya çalışan… Ama hep dönüşmesine neden olan, acı çekmesini sağlayan Oğlak stelyumu ile karşı karşıya.

Haritasında Ay, Akrep Burcunda ve Jüpiter ile yan yana. Yengeç güneşiyle de destekleniyor. Bu da duygusal travmalarını çoğaltmış, krizlerle besleyerek büyütmüş, duygularını abartılı yaşamış olduğunu anlatıyor. Jüpiter, Güneşine destek vererek onu büyütüp çoğaltmış. “Acıların Kadını” tam da buradan geliyor. Yengeç gibi son derece duygusal ama Akrep gibi küllerinden hep yeniden doğan. Merhametli, anaç ve kırılgan bir tavrı olabilir. Annesiyle birlikte kurdukları hayatta hep vefa borcunu hissetmesi ve onu yanından ayırmaması bundan kaynaklı.

Yeniayın Sabian Sembolü

Yeniayın sabian sembolü: “Bir çok savaşta kullanılan Kılıç şimdi müzede.” Peki bu bize neler anlatıyor?

“Savaşmak, strateji gerektirir, ne zaman “Kılıcı” bırakacağını aklınla, mantığınla ve ruhunun rehberliğiyle bilmen gerekecek. Müzedeki Kılıç sana geçmişteki zaferlerini, yenilgilerini ve acılarını hatırlatacak. Ve ardından gelen Barış’ı. Savaşırken yenildiğin zamanların hırsını aklınla örselemeli ve seçimini yapmalısın. Savaşı durdurman gerektiğinde geç olmadan, çok geç olmadan sağ duyu ile hareket edersen, kılıcını bırakırsın. Yenilgiyi kabul etmek ya da teslim olmak için değil de Barış’ı getirmek için. Gücünü deneyecekler, zorlayacaklar seni, intikam almanı isteyecekler geçmişin yaralarını hatırlatarak ama geçmişi tarihe bırakmalısın, vazgeçmek için değil, artık sende gerekliliği olmadığı için.”

Bu hayat hikayesini izlerken hepsini düşünmedik mi aslında? Kendi duygularımızla savaştık, eski savaş kılıcını o müzeden aldık. Hayatındaki savaşları, barışları bir bir izledik. Bazen hak verdik bazen keşke yapmasaydı, dedik. Geçmiş yaralarımızı hatırladık.

Vazgeçmek, bırakmak Akrep yönüyle ilgili, duygusal kararlar veriyor, sezgisellik ön plana çıkıyor. Okulu bırakması, sevdiği adam için defalarda sahneleri şarkı söylemeyi bırakması. Güneş bizim kimliğimiz, ay ise duygularımızın filtresidir. Krizler yaratmış hayat kendisine.

Merkür ve Mars gezegeni Aslan burcunda. Yani sesiyle ve enerjisiyle hep sahnede olmuş. Dediğim dedik bazen egosuna yenik düşen kararları da olmuş. Sesiyle var olması şaşılmayacak kadar gerçek.

Ay Düğümleri Koç ve Terazi aksında. Ben olmaktan çok biz olmaya ilişkiler deneyimlemeye ve o ilişkilerde dengeyi bulmaya gelmiş bu hayata. Satürn döngüsü yaşarken hikayesi bitmiş, 30 yaşında. Bu yaşlar ciddi krizleri getirir. Ve maalesef bu krizi atlatamamış.

31 Ekim 1982 ‘de İzmir’de bir saldırıya uğramış. Tarihte görülmemiş, vahşice bir saldırıya. Annesi ve kendisinin üzerine bir kova kezzap dökülmüş. Bu olay anına baktığımızda ise orada da Akrep burcundaki gezegenlerin yoğunluğunu görüyoruz. Akrep; Bergen’in haritasında çok etkili, demiştik. Bazen gökyüzündeki bir gezegen hareketi bizim tüm hayatımızı dönüştürür. Ayrıca o yıl 20 Temmuz 1982 ‘de gerçekleşen Güneş Tutulması, Bergen’in Yengeç güneşinin tam üzerinde gerçekleşmiş. Kişiliğinde ve kimliğinde yepyeni bir başlangıç. Kimlik yeniden küllerinden doğar.

Öldürüldüğü gece (04:00 civarı deniliyor ) gökyüzünde yine bir Oğlak stelyumu var. Ve bunlar( Bergen’in doğum haritasının) Satürn’ün üzerinde. Uranüs aniden ve şoke edici bir son getirmiş. Kendi haritasında zorlu gezegenlerin olumlu açıları var. Yani negatif etkileri kolay akıtabilmişler. Bahsi geçen gezegenlerin (Pluto 2 derece Başak, Venüs 5 derece Başak, Satürn 2 derece Oğlak üçgeni) üzerine gelmiş, o gece. Ve olaydan iki gün sonra bir Ay tutulması meydana gelmiş. Ay Tutulmaları sonlanmadır. 27 derece Mars’ının ( yaşam enerjisinin) ve Merkür’ünün karşısında. Çok ses getiren ve aslında toplumda infial yaratan bir olay olmuş.

Farah Zeynep Abdullah’ın bu filmde oynaması da tesadüf değil elbette. 17 Ağustos 1989 İstanbul doğumlu sanatçı, Bergen’in ölümünden iki gün sonra dünyaya gelmiş. Ve biraz önce bahsettiğim Ay Tutulması gününde. Yani 32 yıl sonra neredeyse aynı yaşta Bergen’i canlandıran sanatçı, yarım kalmış hayata verilmiş söz gibi. Bir hayatın sonu olan tutulma etkisiyle doğan çocuk, Bergen’e ab-ı hayat olmuş. Farah Zeynep Abdullah’ın doğum haritasında geleceğine giden yolda Ay, yani bir kadın önder olacak. Annesi etkin olabilir ya da canlandıracağı bir kadın hikayesi! Bu filmin yapımcılığını üstlenmesi ve adından çok bahsettirecek olması sizce ne anlam taşır?

Caz şarkıcılığından “Arabeskin Kraliçesi” ünvanına uzanan kısa ama uzun yıllar konuşulacak bir hayat öyküsü.

Kadın cinayetlerinin yaşanmadığı, suçluların adil yargılandığı ve cezalarını çektiği bir dünyada yaşamak ümidiyle…

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR!!!

Danışmanlık için buradan iletişime geçebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın